Kadın Sağlığı Neden Önemlidir?

Kadın sağlığı bizim için çok önemlidir. Jinekolojik açıdan kadın genital organlarının belli aralıklarla kontrol edilmesi gerekir. Tarama testleri ile belirli ve özellikli hastalıkların erken tanıları ve tedavileri ile hanımlara hayat kurtarıcı müdahaleler yapılabilir.

Her kadın hiçbir şikayeti olmasa bile yılda bir kez, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından muayene edilmeli, gereken taramalar yapılmalıdır.

Hanımlar bu muayeneleri genellikle çekindikleri veya üşendikleri için ertelemekte ya da hiç yaptırmamaktadırlar. Genç kızlarımız artık bilinçlendikçe yumurtalıklarını kontrol ettirmek için jinekolojik ultrasonografi yaptırmaya gelmektedirler. Doğum ve aile kurgusunu tamamlamış hanımlarımız ise nasıl olsa artık işim kalmadı düşüncesine kapıldıkları zaman yanlış yapmaktadırlar. Kadın genital organları varolduğu sürece yani ömür boyu bu kontroller yapılmalıdır.

Peki, niçin bu kadar önemlidir kadın sağlığı?

Jinekolojik ultrasonografi ile hiçbir şikayeti olmayan hanımlarda bile, yumurtalık (over) kistleri, myomlar, rahim içi kitleler (polip, myom) , erken yumurtalık ve rahim hastalıklarının-kanserlerinin tanları konulabilir.

Jinekolojik taramanın bir parçası olan smear testi ile gözle rahim ağzında herhangi bir problem izlenmese bile, bazı erken hastalık bulguları, anormal smear sonuçları (ascus, cin 1-2-3, lgsil, hgsil) tespit edilebilir.

Ben kadın sağlığı için, rutin jinekolojik taramaların yapılmasını, kadınlar açısından koruyucu sağlık hizmetleri olarak değerlendirir ve bütün hanımlardan bunu aksatmamalarını önemle rica ederim.

Ailemizle sağlıklı, huzurlu, uzun yıllar geçirmek için, yılda en azından bir kez jinekolojik muayenemizi aksatmayalım.

Sağlıklı, mutlu günler dilerim.

 

Üreme Sağlığı Nedir?

Üreme Sağlığı; üreme sistemi, işlevleri ve süreci ile ilgili sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, tüm bunlara ilişkin fiziksel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik halinin olmasıdır. Üreme Sağlığı aynı zamanda, insanların tatmin edici ve güvenli bir cinsel yaşamlarının olması, üreme yeteneğine sahip olmaları, üreme yeteneklerini kullanmada karar verme özgürlüğüne sahip olmaları demektir. Üreme sağlığı konusunda bölgelerarası ve kır-kent farklılığının yanısıra, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yoksullar, sağlık riski en yüksek grubu oluşturmaktadır.

Kadın ve erkek herkes, yaşamları boyunca, normal büyüme ve gelişme sürecinden kaynaklanan üreme ve cinsel sağlık ihtiyaçlarına sahiptir. Bu yaklaşımda, doğumdan ölüme kadar kadın ve erkeğin yaşamının bir bütün olarak ele alınması gerektiği; yaşama sağlıklı başlamanın ilk adım olduğu, bireyin sağlık gelişiminin birçok faktörün kümülatif etkisiyle oluştuğu, bireylerin sağlıklarıyla ilgili şu andaki durumlarının bir önceki dönemin bir sonucu, bir sonraki dönemin ise bir nedeni olduğu bir kez daha önemle vurgulanmaktadır

 Döllenmenin gerçekleşmesi için, genellikle yumurtlamadan sonra 36 saat içinde cinsel birleşmenin olması gerekir.Yer çekiminden dolayı milyonlarca spermin kadının bedeninden kaçmasına ve milyonlarca sperminde ölmesine rağmen, her boşalmada yaklaşık 2000 sperm vajinaya olan gezintilerini başarıyla tamamlar.

       Döllenme cinsel birleşmeden yaklaşık bir saat sonra fallop tüplerinin üst kısmında gerçekleşir. Bunu izleyen bir kaç gün sonunda hücre , seyahati sırasında her 12-15 saatte bir bölünerek fallop tüplerden döl yatağına doğru iner. Rahime ulaştığında yaklaşık 100 hücreden oluşur ve rahim duvarının yumuşak süngerimsi yüzeyine yerleşir. Hamilelik şimdi gerçekleşmiştir.

Döllenme Aşamaları

Döllenme alanından rahime yerleşene kadar olan yumurtanın seyahati beş ila yedi gün arasında sürer.

1-Döllenme :Yumurta ve sperm çekirdeklerinin birleşmesi 23 tanesi spermden, 23’ü de yumurtadan gelen 46 kromozomlu yeni bir hücre oluşturur.

2-Hücre Bölünmesi :Yeni hücre hemen ikiye bölünür ve fallop tüpün aşağısına doğru hareket etmeye başlar. Blastomer adı verilen hücreler her bölünmede daha da küçülerek bölünmeye devam eder.

3-Rahme Ulaşma: Döllenmeden 60 saat kadar sonra, hücre topluluğu, ya da morula, 8-16 blastomer içerir ve rahme ulaşır.

4-Yerleşme:100 den fazla hücreden oluşan blastosist rahim duvarında bir oyuk açarak yerleşir.Bu süreç, çok hafif bir adet dönemi olarak yorumlayabileceğiniz azlıkta bir kanamaya yol açabilir.

5-Hamile kalmak: Yerleşmenin olduğu alanda hücrelerin dış yüzeyi kan dolaşımınızdan beslenme sağlar, dış yüzeyin bu kısmı plesantanın içinde gelişecektir.

Bebeğin cinsiyeti nasıl belirlenir.

        cinsiyetinin babadan gelen kromozomlar belirler. Bebeğin cinsiyeti çoğu anne adayının bildiğinden farklı olarak döllenme aşamasında belli olur. Yani hamilelik oluştuğu anda bebeğin cinsiyeti bellidir. Tabi ki bunu bizim tespit etmemiz en erken gebeliğin 12-13. haftalarını bulmaktadır.

       Bebeğin cinsiyeti döllenme anında anneden ve babadan cinsiyet belirleyici birer X veya Y kromozomu gelir. Kadınlar yalnızca X kromozomu , erkeklerse hem X, hem de Y kromozomlarını taşıdığından bebeğin cinsiyetini erkekten gelen kromozom belirler. Spermin cinsiyet hücresi X ise bebek kız, Y ise erkek olur.

Doğum Korkusu (Tokofobi) nedir?

Genel olarak tedirgin, evhamlı, acı eşiği düşük olan, karamsar veya doğum ile ilgili kötü deneyimleri olan veya kötü hikayeler duymuş olan kişilerde yaygın olarak görülebilen tokofobi, doğum korkusu anlamına gelen ciddi bir psikolojik problemdir. Kadınlar doğum ağrılarından, bebeklerinin veya kendilerinin zarar görebileceğinden korkarlar. Neyse ki, kişinin depresyona girmesine bile sebep olabilecek bu tür korkuları psikolojik destek ile aşmak mümkün.

Doğum korkusunun nedenleri nelerdir?

Öğrenilen korkuların yanı sıra kişinin kaygı düzeyi, mizacı ve deneyimleri de tokofobi oluşmasına neden olabilmektedir. Kaygı düzeyi yüksek kişilerde bilinmeyenden doğan korku daha yoğun olduğundan özellikle ilk doğumlarda tokofobi görülme oranı çok yüksek olmaktadır.

Filmlerde gördüğümüz o korkunç doğum sahneleri, anlatılan negatif doğum hikayeleri gibi pek çok faktör, doğum algımızın değişmesine ya da yanlış şekillenmesine neden olabiliyor. Aynı şekilde eşlerinin veya kendisinin aile öyküsünde genetik rahatsızlık olan kadınlarda da çocuklarının hasta doğma endişesi ile doğum korkuları oluşabilmektedir.  Hazır hissetmeden hamile kalan kadınlarda da bebeğe nasıl bakacaklarını bilemediklerinden tokofobi oluşabilmektedir.

Tokofobinin nedenleri nelerdir?

Tokofobi birincil, ikincil ve üçüncül olmak üzere üç kategoriye ayrılır.

Birincil tokofobide sürecin başlangıcı çocukluk dönemine kadar uzanabilir, kişilerde cinselliğe karşı bir önyargı veya soğukluk görülmez ancak hamile kalma fikrine dahi tahammül edemezler. Nedeni genellikle dinledikleri korkunç doğum hikayeleri olmaktadır. Küçük yaşlarda annelerinin doğum sancılarına tanık olan çocuklarda da görülebilmektedir. Annelerini kaybetme korkusu yaşayan çocukların bilinçaltlarında doğum yapmanın kötü olduğu fikri yer edebilir. Aile geçmişlerinde sakat doğumların yoğun olduğu kadınlarda da çocukları için duydukları endişe nedeniyle tokofobi oluşabilmektedir. Bu tokofobi türünde bireyler hamile kalmaktan kaçınmak için her yolu denerler, hamile kaldıklarında ise kürtaj yoluyla hamileliği sonlandırmayı tercih edebilirler. Aşırı alkol alarak, yüksek yerlerden atlayarak veya ağır şeyler taşıyarak da bebeği düşürmeye çalışabilirler. Çocuk sahibi olmakta kararlı olan tokofobikler ise doğum yöntemi olarak sezaryeni tercih ederek doğum anını yaşamaktan kaçınırlar. Doğum onlar için kanlı ve korkunç bir olaydır ve o anı yaşamaktan kesinlikle kaçınırlar.

İkincil tokofobilerde; korku bir travmanın ardından başlar, genellikle ilk doğumu zorlu geçen ve bebeği ölü ya da sakat doğan kadınlarda görülür. Bebek hakkında duyulan endişe ilk doğumda korku yaşamayan kişilerde dahi tokofobi doğmasına neden olabilir. Bebeklerini kucaklarına alana kadar sürekli nasıl bir bebekle karşılaşacaklarını düşünerek kötü senaryolarla korkularını daha da artırırlar. Doğum dışında, yaşadıkları ciddi kazalar da ölüm korkusuna kapılmalarına ve doğum anını endişeyle beklemelerine neden olabilir. Hamilelik esnasında bir yakınlarını kaybetmeleri de yine travma yaratacağından tokofobiye yol açabilir. 

Üçüncül tokofobilerde ise hamilelik dönemi depresyonuna eşlik eden tokofobidir. Bu türde, kadınlar hamilelik öncesinde herhangi bir korkuya sahip olmakları halde hamilelik esnasında büründükleri depresif duygu durumlarına bağlı olarak tokofobiye kapılabilirler. Mutsuz giden evlilikleri ve hayatlarının istedikleri gibi gitmiyor oluşu doğum olayını bir felaket olarak görmelerine neden olabilir.

Tokofobi’nin önüne nasıl geçilir? Bu konuda neler yapılmalı?

Tokofobi sahibi kadınlar terapiler ile bu korkularından tamamen kurtulabilmektedir. Kendilerinde böyle bir korku olduğunu fark ettikleri andan itibaren terapilere başlamaları kısa sürede atlatabilmelerini sağlayacaktır. Hamile kalmadan önce korkularının farkındalarsa terapiye başlayarak daha sağlıklı bir hamilelik süreci geçirme şansını da yakalayabilirler.

 

Doğum esnasında yanlarında güvenilir birinin olacağını bilmek de korkunun azalmasına yardımcı olacaktır, bu nedenle tamamen güvenebilecekleri bir uzmanla görüşüyor olmaları rahatlamalarını sağlayacak ve endişelerini dindirecektir.

Zor gerçekleştirdikleri doğumlarla ilgili anılarını anlatmak isteyen kişilerden uzak durarak da olumsuz fikirlere kapılmaktan kurtulabilirler. Özellikle ilk kez anne olacaklarda bebeğe nasıl bakacaklarını bilemediklerinden duydukları endişe de tokofobiye neden olabileceğinden doğuma hazırlık kurslarına katılarak bu durumdan kurtulabilirler. Hamilelik sürecinde yanlarında yakınlarının olması ve eşlerinin desteği sürecin daha kolaylıkla atlatılmasını sağlayacak, korkuları geride bırakmalarına yardımcı olacaktır.

Copyright © 2019 Neval Yaman. All Rights Reserved. Created by SwotMedia.